Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de laybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım."
Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım...
Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi..
- "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.."
- "Ehliyet nedir, afedersiniz?."
- "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır."
Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkür ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lütfen.." Sarışın mahçup mahçup sordu gene..
"Ruhsat nedir?.."
"O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır.
Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu:
"Kadin sarışın mı?.."
"Evet!.."
"Mavi gözlü mü?.."
"Evet!.."
"Süper mini mi giyiyor?.."
"Evet.."
"Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?."
"Evet.."
"O zaman hemen arabanın
Yanına giт ve fermuarını indir."
"Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi.
"Sen giт dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın..
"Gene mi alkol muayenesi.."
Avukat jüri üyelerinin oturduğu bölüme doğru ilerleyip "Sayın jüri üyeleri.." demiş, "Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve centilmenlik abidesidir.. Onu herkes sever ve..."
Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına eğilip,
"Rezaleti görüyor musun?.." demiş,
"Adama çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya başladı!.."
Bakanlıklar Caddesinde mutevazı bir berber dukkanı... Mutevazı ama
Unlu bir berber dukkanı... Fikret usta yıllardır muşterilerini aynı
Mekanda traş etmekte.. Gunun birinde kapi acılır... İçeri giren musteri
Aziz YILDIRIM dır...-Acelem var...! der... Saclarımı şoyle bir duzeltir,
Sakal traşımı yeniler misin ?Onemli bir randevum var , gec
Kaldım... Fikret usta meslegine ozgu maharetini sergiler, bir çırpıda
Saç-sakal traşını bitiriverir...- Eline saglik usta... Borcum ne kadar? ?
Diye sorar gayet memnun bir biçimde Aziz YILDIRIM...- Aaaa, olur
Mu? Siz koskoca Fenerbahçe başkanısınız... Sizden para almam soz
Konusu olamaz... Dukkanımı şereflendirmeniz yeter bana... Kesinlikle
Almam... Israr falan.... Nafile..... Tekrar tekrar tesekkur eder, dukkandan
Ayrilir Aziz YILDIRIM...!Fikret usta ertesi sabah dukkanını açmaya
Geldiğinde, kepengin hemen onunde koca bir paket ve
Pakedeiliştirilmiş bir zarf bulur.... Pakette 15 adet sarı-lacivert forma,
Zarfta ise 15 adet 100 Dolarlık bankonot vardır... Mutlu mutlu kafasini
Iki yana sallar Fikret usta,ne gereği vardı.... Aradan bir kac gun
Geçmiştir, dukkanının kapısı acilir... İçeri giren muşteri Suleyman
SEBA dır...- Seyyy.. Der... Acelem var...!Saçlarımı şoyle bir duzeltir,
Sakal traşımı yeniler misin ?Bıyıklarıma dokunma ama.. Önemli bir
Randevum var , geç kaldım...?Fikret usta mesleğine özgu maharetini
Sergiler, bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir...- Eline sağlık
Usta... Borcum ne kadar? diye sorar gayet memnun bir biçimde
Suleyman SEBA...- Aaaa, olur mu? Siz BESIKTASlıların onursal
Başkanısınız... Türk sporuna hizmet etmis сок değerli bir
Insansınız.. Sizden para almam söz konusu olamaz... Dukkanımı
Şereflendirmeniz yeter bana... Kesinlikle almam.. Israr
Falan.... Nafile..... Tekrar tekrar tesekkur eder, dukkandan ayrılır
Suleyman SEBA.... !Fikret usta ertesi sabah dukkanını açmaya
Geldiğinde, kepengin hemen onunde kucuk bir paket ve
Pakedeiliştirilmiş bir zarf bulur.... Pakette 15 adet BJK rozeti, zarfta ise
15 adet 1? er milyonluk Turk Lirasindan toplam 15 Milyon
TLvardır... Mutlu mutlu kafasını iki yana sallar Fikret usta. Ne gereği
Vardı.... Hem de emekli maaşından...!!!.......... Tesaduf bu ya.... Aradan
Bir kaç gun daha gecmiştir,dukkanın kapısı aralanır... İçeri giren
Muşteri Faruk SUREN dir...-Çok acelem var...! der... Bir yandan da
Telaşlı telaşlı saatine bakmaktadır... Saçlarımı şöyle bir duzeltir, sakal
Traşımı yeniler misin ?Onemli bir randevum var , geç kaldım.. Fikret
Usta hemen işe koyulur, mesleğine özgü maharetini sergiler, bir
Çırpıda saç-sakal traşınıbitiriverir...- Bravo sana usta... Dedikleri kadar
Hızlıymışsın... Borcum ne kadar? diye sorar gayet memnun bir
BiçimdeFaruk SUREN ..- Aaaa, olur mu? Siz koskoca UEFA
Şampiyonu Galatasaray'in başkanısınız... Sizden para almam
Sozkonusu olamaz... Dukkanımı şereflendirmeniz yeter
Bana... Kesinlikle almam.... Peki usta... Nasil istersen der... Aceleyle
Berber dukkanindan ayrılır Faruk SUREN.... Fikret usta ertesi sabah
Dukkanını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde 15 adet
Galatasaray yoneticisisıra beklemektedir...
Gazetede yayınlanan “daktilo bilen bayan sekreter arandığı” ilanı üzerine uzun boylu yakışıklı bir adam da başvurmuştu. şirketin patronu :
- “iyi ama yanlışlık olacak. biz bayan sekreter arıyorduk”, deyince, adam elindeki bavulu açmış. içinden cansız manken çıkarmış :
- “işte efendim, demiş… modern tekniğin son buluşu olan sekreteriniz… yemez içmez… hiç bir kaprisi yoktur. izin nedir bilmez… telefonla aynı anda sekiz kişiyle görüşür, bu arada da beş ayrı daktilo makinesinde beş ayrı yazı yazar. bunlara kendisinin dokuz yabancı dil bildiğini ve anında çeviri yaptığını da eklemeliyim. maaşı filan da yok. bana hemen yüz milyon lira ödeyeceksiniz. bu kadar…”
Patronun aklı yatmamış, yüzünü buruşturmuş. harika manken sekreteri getiren adam hemen sekreteri oturtmuş, beş dakikada elli sayfalık bir kitabı sekiz dile çevirmiş, aynı anda telefonlara cevap verilmiş falan filan… patronun gözleri fal taşı gibi açılmış. derhal yüz milyonluk çeki yazıp adama vermiş ve cansız manken sekreteri almış.
Satıcı adam odadan çıkıp da elinde boş bavulla asansörün gelmesini beklerken, içeriden patronun odasından feci bir feryat yükselmiş :
“ahhhhh!”
Bunu duyan adam elini alnına vurmuş,
- “tuh be!” demiş, “cansız mankenin alt tarafının kalemtıraş olduğunu söylemeyi unuttum…”.