• Home
  • Tüm Kategoriler
  • Popular
  • Komik Resimler
  • En İyi Fıkralar
  • En son şakalar
  • Nasrettin Hoca Fıkraları
  • +18 Fıkralar, Yaran artı 18 fıkralar
  • Avcı Fıkraları, Avcılık Fıkraları
  • Bayburt Fıkraları
  • Bektaşi Fıkraları
  • Belaltı Fıkraları
  • Büyük Fıkraları
  • Cimri Fıkraları
  • Çocuk Fıkraları, Çocuksu Fıkralar
  • Çorum Fıkraları
  • Deli Fıkraları
  • Dini Fıkralar
  • Doktor Fıkraları
  • Dursun Fıkraları
  • Duvar Yazıları
  • Elazığ Fıkraları
  • Erkek Fıkraları
  • Erzurum Fıkraları
  • Evlilik Fıkraları
  • Fıkra Gibi Komik Olaylar
  • Hayvan Fıkraları, Hayvanlar Alemi
  • İngiliz Alman Türk
  • Ingiliz-alman-turk-fikralari
  • Kadın Erkek Fıkraları
  • Kadın Fıkraları
  • Kamyon Yazıları
  • Kapak Edici Fıkralar
  • Karadeniz Fıkraları
  • Karı Koca Fıkraları
  • Kayseri Fıkraları, Kayserili Fıkraları
  • Kısa Fıkralar
  • Komik Hikayeler
  • Komik Sözler
  • Köylü Fıkraları
  • Kurban Fıkraları
  • Mardin Fıkraları
  • Matematik Fıkraları
  • Meslek Fıkraları
  • Mühendis Fıkraları
  • Nam-ı Kemal Fıkraları
  • Okul fıkraları
  • Polisler hakkında fıkralar
  • Politika Fıkraları, Politik Fıkralar
  • Ramazan Fıkraları
  • Sarhoş Fıkraları
  • Sarışın fıkraları
  • Savaş ve asker fıkraları
  • Seçim Fıkraları
  • Sekreter Fıkraları
  • Şoför Fıkraları
  • Soğuk Espiriler
  • Spor Fıkraları
  • Tarih Fıkraları
  • Temel Fıkraları
  • Trakya Fıkraları
  • Ünlülerden Fıkralar
  • Chuck Norris fıkraları
  • Futbol fıkraları
  • Kaynana fıkraları
  • Yahudiler hakkında fıkralar
Български English Deutsch Español Русский Français Italiano Ελληνικά Македонски Türkçe Українська Português Polski Svenska Nederlands Dansk Norsk Suomi Magyar Româna Čeština Lietuvių Latviešu Hrvatski
My Jokes Edit Profile Logout
  1. En son şakalar
  2. Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Add a joke En son şakalar En İyi Fıkralar
Nasreddin Hoca ibadette ihlâsın önemini anlatır:
“Huşu ile ibadetinizi yapın. Esas kâr ondadır. Yoksa riya karışan ibadetle kâr değil, belki de zarar edersiniz” diye vaazlarında anlatırmış. O kadar zahmete katlanıyorsunuz kârlı çıkmalısınız dermiş.
Cemaatin kayıtsızlığı karşısında bu hususu çarpıcı bir misalle onlara anlatmak istemiş.
Evlerden yumurtanın dokuzunu bir akçeye almış. Pazara götürüp, onunu bir akçeye satmış.
- “Bu ne biçim ticaret, Hoca !” demişler.
- “Bir öteki satıcılara bakın, bir de bana” demiş, “amacım kazanmak değil, yeter ki dostlar alışverişte görsün.”
0
0
4
Nasreddin Hoca’nın köyünden bir adam, eşeğiyle bahçesine doğru giderken çalılıkların önünde durmuş. Eşeğini de bir ağaca bağlamış. Abasını çıkarıp eşeğin semerinin üzerine koymuş. Abdest bozmak için kuytu bir yere gitmiş. O sırada birisi abayı alıp kaçmış.
Adam geri döndüğünde abasının yerinde yeller estiğini görünce, eline bir sopa alıp, eşeğini hem acımasızca dövüyor, hem de kötü kötü söyleniyormuş.
O sırada bahçesine gitmekte olan Nasreddin Hoca olayı görmüş, Adama;
- “Dur bakalım” demiş, “Ben şimdi ona gösteririm.” Hemen eşeğin semerini indirip yere koymuş. Yularını çözüp boynuna sarmış. Eşeğe kuvvetli bir sopa yapıştırarak;
- “Sana semer memer yok, getir sahibinin abasını, al semerini.” Demiş.
0
0
4
Nasreddin Hoca Konya’da gezerken büyük bir yapı görmüş. Durmuş, yapıyı seyrederken binanın kapıcısı Hoca’ya sormuş :
- “Efendi, ne diye öyle bön bön bakıyorsun?” – “Burası nedir? Anlamak istedim” demiş Hoca.
Kapıcı, alay etmek için :
- “Değirmen” demiş.
Nasreddin Hoca soruvermiş :
- “Bu değirmende çalışan hayvanlar da burası kadar kocaman mı?”
0
0
4

Sıcak bir yaz günü , Nasreddin Hoca seyahate çıkmış. Yol kenarındaki hayrat çeşmeden su içip, elini yüzünü yıkayıp biraz serinlemek ve Abdest tazelemek istemiş. Bakmış ki çeşmenin borusuna bir odun parçası tıkalı. Odun ıslanıp şiştiğinden yerinden kolay çıkmıyor. Hoca epeyce uğraşmış, baya zorlamış ve tıkaçı kuvvetle çekerek çıkarmış. Kenara çekilmesine fırsat kalmadan, tazyikli bir şekilde borudan fışkıran su elbiselerini ıslatmış. Hoca çeşmeye şöyle bir bakarak söylenmiş;
- “Anlaşıldı, anlaşıldııı! O kazığı böyle deli dolu aktığın için ağzına tıkamışlar!”
0
0
4
Nasreddin Hoca, eşeğini mahkeme kapısına yakın bir yere bağlayıp pazara alışverişe gitmiş.
O sırada kadı, hilekâr bir satıcıyı yargılamış, Merkebe ters bindirerek şehirde dolaştırılma cezası vermiş.
Suçluyu, kapının yakınındaki Hoca’nın eşeğine bindirip gezdirmeye başlamışlar. Hoca çarşı içinde mübaşirin gezdirdiği suçlu adamı görmüş, ses çıkarmamış. Mübaşir eşeği aldığı yere götürüp, aynı şekilde bağlamış.
Birkaç saat sonra Hoca ellerinde paketleri ile eşeğinin yanına doğru giderken, birde bakmış ki aynı suçluyu bir daha eşeğine ters bindirmek üzereler. Bu sefer yeter artıık demiş ve müdahale etmiş.
Suçluya dönüp sinirli ve yüksekçe bir sesle :
- “Ya, hilekâr esnaflıktan vaz geç, ya da yanında bir eşek getir” demiş
0
0
4
Nasreddin Hoca bir köyde misafirken heybesini yitirmiş.
Köylülere:
- “Ya heybemi bulun, ya da ben yapacağımı bilirim” demiş.
Köylüler telaşlanmışlar, korkmuşlar da. Arayıp taramışlar, sonunda heybeyi bulup Hoca’ya getirmişler. Köyden ayrılırken de :
- “Hocam” demişler, “heybeyi bulmasa idik ne yapacaktın ?” Hoca şöyle bir elini sallayıp :
- “Hiç” demiş, “evde eski bir kilim vardı, gidince onu bozup heybe yapacaktım !”
0
0
4
Hoca bir gün Timur Han’ın adamlarından birine sorar:
- “Kimin mezhebindensin ?” Adam elini göğsüne götürüp kuvvetli bir sesle;
- “Emir Timur’un” demiş.
Orada bulunanlardan cemaatten biri seslenmiş:
- “Hoca efendi, bir de peygamberini sor bakalım” Hoca:
- “İmamı Topal Timur olursa, başka bir şey sormaya gerek yok” demiş.
0
0
4
Nasreddin Hoca Konya’ya gidiyormuş. Yolda, Konya’ya gitmekte olan Sivrihisarlı bir hemşerisiyle karşılaşmış. Selâmlaşmışlar konuşmuşlar, birlikte yola koyulmuşlar.
Konya’ya yaklaşırlarken Sivrihisarlı adam yüksek minareleri görünce hayret etmekle birlikte merakla sormuş.
- “Hoca efendi, şu sivri yüksek minareleri acaba nasıl yaparlar ?” Hoca hafifçe gülümsemiş:
- “Kuyuların içini dışına çevirirler, olur biter !” Adam :
- ” Nasıl çevirirler” diye sorunca ;
Hoca şöyle cevap vermiş :
- ” Ben imamım, mimarların işine karışamam.”
0
0
4
Nasreddin Hoca Konya’da vaaz ediyormuş.
- “Ey Müslümanlar! bu şehrin havasıyla bizim şehrin havası birdir” diye söze başlamış.
Cemaattekilerden biri sormuş:
- “Nereden biliyorsun?” – “Akşehir’de ne kadar yıldız varsa, burada da o kadar var. İnanmazsanız sayın!..” demiş Hoca.
0
0
4
Nasreddin Hoca eşeğini yitirmiş. Birkaç kişiyle beraber eşeği aramaya çıkmışlar. Bu adamlar İslâm dışı yaşayıp, ihtiyarlayınca ibadetlerimizi yaparız, diyenlerdenmiş.
Hoca bir yandan eşeğini arar, bir yandan da neşeli neşeli türkü söylermiş.
- “Bu ne iş Hoca” demişler, “eşeğini yitiren adam neşeli türküler söyleyerek mi arar ?” – “Sizin ihtiyarlıktaki umudunuz gibi benim de son umdum şu dağın ardında” demiş Hoca, “Eğer orada da bulamazsam, siz görün bendeki feryadı !”
0
0
4
Nasreddin Hoca’yı bir köyde imamlık yapmak üzere, iki öküz bedel karşılığında razı etmişler.
“Bize vakit namazlarını, teravihleri kıldır. Vaaz et” demişler. Hoca kabul etmiş.
Ramazan ayı boyunca teravihlerden önce dersler vermiş. Vaazlar vermiş. Sohbetler etmiş. Cemaate bir şeyler verebilmek için çırpınmış durmuş. Kurban bayramı namazını kıldırmış. Kendi köyüne dönmek üzere cemaatle vedalaşırken, onların hallerine dikkatle bakmış. Görmüş ki “eski tas, eski hamam”. İlerleme nerdeyse hiç yok. Hatta pazarlıklarındaki iki öküz yerine Hoca’ya sadece bir öküz vermişler.
Hoca evine dönmüş. Ahırda yeni öküzünü bağlıyacak yeri hazırlıyorken, bir komşusu Hoca’ya hoş geldine gelmiş.
- “Hoş geldin Hocam. Oralarda neler yaptın,nasıl geçti, öküzü nerden buldun” deyince;
- “Orası bir hazine. Orada eski zamanlardan, tarihi çağlardan kalma koca bir ahır dolusu öküz buldum” demiş Hoca.
0
0
4
Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca’yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi eline bir kepçe almış, misafirlere ise birer tatlı kaşığı vermiş.
Ev sahibi kepçeyle her hoşaf içişinde :
- “Oohhh , öldüüümm” diyormuş.
Hoca ile öteki davetliler ellerindeki küçücük tatlı kaşıklarıyla hoşafı içmeye çalışıyorlar, ama ne hoşafın tadını alıyorlar, ne de susuzluklarını giderebiliyorlarmış. Ortadaki hoşaf tenceresi de bitmek üzere:
Hoca dayanamayıp ev sahibine seslenmiş;
- “Efendi” demiş. “Senin devamlı ölüp ölüp dirilmen bizleri çok üzüyor. Şu kepçeyi ver de senin yerine biraz da biz ölelim!…”
0
0
4

Kolluk kuvvetleri sarhoş bir askeri Hükümdar’ın huzuruna getirip sormuşlar;
- “Bu sarhoş askere ceza olarak ne emredersiniz?” Hükümdar kükremiş, – “Sertçe üç yüz değnek vurun!” Hükümdarı ziyaret etmekte olan Nasreddin Hoca, cezayı duyunca kendini tutamamış kahkahalarla gülmeye başlamış.
- “Ne gülüyorsun?” diye bağırmış hükümdar.
- “Hünkârım, ya siz sayı saymasını bilmiyorsunuz, ya da hiç sopa yememişsiniz” demiş Hoca.
0
0
4
Nasreddin Hoca’nın memleketi olan Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:
- “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş bin arşın boyunda sarayları var.” diye söze başlamış, attıkça atmış.
Dinleyenlerden biri de karşılık vermek istemiş.
- “Bizim başkentimiz Bursa’da daha da büyük saraylar var. Hele bir de kaplıca yapıldı ki, görmelisin boyu beş bin arşın…” Tam o sırada başka bir İranlı içeri girip ;
- “Bursa’dan gelirem…” diye söze başlayınca :
- “Eni de elli arşın” deyivermiş.
- “Nasıl olur” diye karşı çıkmış İranlı, “eni boyuna uymadı.” Konuşmaları dinlemekte olan Nasreddin Hoca :
- “Şu adam Bursa’dan gelmiş olmasaydı, bu adam kaplıcanın enini boyuna bir güzel uyduracaktı” demiş.
0
0
4
Hoca bir gece, tam uyumak üzereymiş ki, damda bir hırsızın gezindiğini duymuş. Hemen hanımını uyandırmış. Yüksek sesle:
- Hanım, geçen gece eve geldiğim zaman sen derin bir uykudaydın. Benim geldiğimi duymadın. Ben de kapıyı bir müddet çaldım. Seni uyandıramayacağımı anlayınca içimden bir dua okudum. Ayın ışığına da tutunup evden içeri girdim. Hatırladın değil mi?
Hanımı, Hoca’ya hangi duayı okuduğunu sormuş, Hoca da söylemiş.
Bu sırada hırsız da bacadan içerisini dinlemekteymiş. Hoca’nın okuduğu duayı ezberleyip tekrarlamış.
Ardından da ayı ışığına tutunup içeri girmeye çalışmış. Derken palas pandıras damdan aşağı yuvarlanmış.
Hoca, gürültüyü duyunca karısına:
- Çabuk bir mum getir. Hırsızı yakalayalım.
Vücudu hurda haline gelen hırsız, Hoca’nın bu sözlerini duymuş. Yattığı yerden:
- Hoca efendi, hiç acele etme! O dua sende, bu akıl da bende varken, ben buradan öyle kolay kolay kalkıp da bir yere gidemem.
0
0
4
Nasreddin Hocaya sormuşlar;
- İnsanlar ne zamana kadar böyle doğup yaşayıp sonrada göç edecekler?
- Cennetle cehennem doluncaya kadar, diye cevap vermiş Hoca.
Hocanın Vermek İstediği Nasihat: İnsanoğluna cennete veya cehenneme gitmesi hususunda tam bir özgürlük verilmiştir.
- Her ikisi de akıl sahipleriyle doldurulacak!
- Deliler cehennemden muaftır.
0
0
4
Nasreddin Hoca’ya rüyasında 999 altın vermişler. Hoca:
- Şunu bin altına tamamlayın da alayım, yoksa almıyorum, derken uyanıvermiş.
Bakmış ki ortada ne altınlar var ne de altını verenler.
- Bu ne iş Ya Rabbi ! demiş. Ahirette uyanan her şeyini önünde hazır bulacakken, Dünyada uyanan malının hepsini kaybediyor.
0
0
4
Nasreddin Hoca, zengin, obur ve aç gözlü, bir Akşehirli ile beraber Konya’ya gidiyormuş. Yolda acıktıkça yanlarındaki azıklarını çıkarıp yemeğe oturuyorlarmış. Hoca daha bir iki lokma yemeden, adam azığın hepsini mîdesine bi güzel indiriyormuş. Adam yolda sürekli kazanmaktan, yemekten, içmekten bahsediyormuş.
Derken Konya’ya gelmişler. Ekmeklerini yeni pişirmiş, bir yandan fırından çıkaran, bir yandan da mis gibi kokan ekmekleri vitrinine dizen bir fırıncının önüne gelmişler. Birlikte fırıncı dükkanına girmişler.
Hoca, Fırıncıya ;
- “Bu ekmekler senin mi?” diye sormuş.
Fırıncı afallayıp, şaşkın şaşkın bakarak;
- “Evet benim” deyince Hoca cevabı yapıştırmış:
- “Bu kadar misk gibi kokan, kızarmış sıcak ekmeğin var da ne duruyorsun, hepsini sen yesene !…”
0
0
4
  • Önceki Sayfa
  • Sonraki Sayfa

Privacy and Policy Contact Us